2019 Seçimleri ve İzmir Konut Sektörü

MESEV İNŞAAT
blog-image

Seçimler ve İzmir Gayrimenkul Sektörü

Birçok dönem, gayrimenkul yatırımları için bir gözü siyasi gündemde olan emlak sektörü, riskli adımlar atmamaya özen gösteriyor.

Yaklaşık bir yıl sonra gerçekleşecek olan ve zaman zaman kamuoyunda öne çekilmesi gerektiği dillendirilen 2019 seçimleri için şimdiden hazırlıklar başlamış durumda. Siyasi partiler seçmenlerini etkilemek için kabuk değişimine ve yeni adaylar belirleme yoluna giderken halkın nabzını yoklamayı da ihmal etmiyorlar.

Yeni Sistem Belirsizlik Yaratıyor

Önümüzdeki genel seçimlerin eskilerden en önemli farkı referandum sonucu başkanlık sisteminin kabul edilmesiyle, vatandaşların milletvekillerinin yanı sıra devlet başkanını da seçecek olması. Yeni sistemin yasal ve fiili olarak neler getireceği tam olarak bilinmezken seçim yaklaştığında piyasalarda bir belirsizlik doğuyor.

Türkiye’de ilk ilan edilişinin ardından süresi birkaç defa uzatılan olağanüstü hal, piyasaları genel olarak etkiliyor. Siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın bir belirtisi olarak görülen OHAL özellikle yabancı yatırımcıların gözüyle daha tedirgin edici bir süreç olarak algılanıyor. Dolayısıyla iş dünyası, yatırımlar için ya kararsızlık yaşıyor ya da bir süre beklemede kalmayı uygun görüyor.

Hem olağanüstü halin devam etmesi hem de yaklaşan seçimlerin heyecanı ekonomik istikrarsızlığın sürmesine neden oluyor. Dolar ve altın fiyatlarında beklenen düşüşün tam olarak gerçekleşmemesi de bu sürecin kanıtı olarak görülüyor.


blog-image

Revalüasyon Riski Var!

2019 seçimleri konut piyasası açısından değerlendirildiğinde ortaya yatırımların pek artmadığı bir tablo çıkarıyor. Seçimlerden sonra piyasalarda bir rahatlama olacağı öngörüsü her zaman için geçerli olmuyor. 2015 seçimlerinin sonrası incelendiğinde hükümetin kurulamamış olmasının hem ülkedeki istikrarı hem de piyasaları zor duruma düşürdüğü görülüyor.

Gayrimenkul yatırımı yapacakların ise kredi çekme konusunda bir takım önlemler alması gerekiyor. Konut alımı yaparken faizleri daha düşük olduğu için döviz üzerinden kredi çekmeyi tercih eden tüketiciler olsa da bu çok riskli olabiliyor. Ohal sürerken üstüne seçim sürecinin doğurabileceği piyasalarda durgunluk ya da ekonomik kriz revalüasyona yani yabancı para biriminin yükselmesine neden olabilir.


Kredi Çekecek Olanlar Dikkat Etmeli

Türkiye’de konut kredisi ödeme süresinin ortalama 10 yıl sürdüğü düşünülürse faizi daha düşükmüş düşüncesiyle döviz üzerinden çektiğiniz krediniz, revalüasyon gerçekleşirse borcunuzun katlanmasına sebep oluyor. Verilere göre Frank, yuan, yen gibi genel olarak pek çıkmayan dövizlerin kriz dönemlerinde çok yükseldiği görülebiliyor. Mevcut durumda banka kredisiyle konut alacaklar için Türk lirasıyla kredi çekmek şu an için daha az risk içeriyor.

Öte yandan seçime doğru belirsizlikten ötürü bankaların faiz oranlarında düşme göze çarpıyor. 2019 seçimleri sonrası siyasi istikrar olarak tutarlı bir ivme yakalanırsa ve OHAL de kalkarsa emlak piyasasında yatırımlar için risk azalıyor ancak gayrimenkul fiyatlarında da artış olması bekleniyor.